Scratches

Korku unsuru, macera oyunlarında karşımıza çıkmaya devam ediyor. Son çıkan korku içerikli macera oyunlarından biri de Scratches. Tüm yabancı içerikli oyun sitelerinde aylarca yapılan reklamlardan sonra nihayet oyun Mart ayının başlarında çıktı. Got Game Entertainment, oyunu ilk önce Almanya’da, Almanca olarak çıkardı. Kısa bir süre sonra da İngilizce versiyonunu piyasaya sürdü. Oyun piyasaya çıktıktan bir hafta sonra online alışveriş sitelerinde en çok satan oyunlar listesinde ilk 10 içine girmeyi başardı. Daha yeni olduğu halde, bu kadar çok satmasının nedeni yaptıkları iyi reklam mı, oyunu ilk oynayanların iyi olduğuna dair tavsiyeleri mi; yoksa sadece meraktan mı bunu birazdan göreceğiz.
Bodrum katından gelen bu sesler de ne?..
Yıl 1963...
Yaşadığı yerde oldukça saygın bir mühendis olan James T. Blackwood’un karısını öldürmesi, kasaba halkını şok eder. James T. Blackwood, onurunu kurtarmak için didinirken kalp krizi geçirip ölür. Ancak kasabada, onun aslında kalp krizinden ölmediği, intihar ettiği fısıltıları dolaşmaktadır. Polis, gerekli soruşturmayı yapmıştır ancak bir sonuca ulaşamamış ve böylelikle dosya kapanmıştır.
Yıl 1964...
Blackwood Malikanesi’ndeki bu olaydan bir yıl sonra, ölen çiftin çok yakın aile dostu olan Christpher Milton, malikaneye yerleşir. Doktor olan Milton kendi işleriyle ilgilenen yalnız, kendi hâlinde bir adamdır.
Yıl 1970...
Christpher Milton esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolur.
Yıl 1976...
Ünlü korku romanları yazarı Michael Arthate, küçük bir İngiliz kasabasının kenar mahallesinden aldığı Blackwood malikanesine taşınır. Kasabadaki uğursuz hava şartları, bulutlar, yağmurlar, kötü ve karanlık günlerin adeta habercisidir. Kendine bir oda seçer ve hemen daktilosunu ve yazmakta olduğu kitabının eskizlerini çalışma masasına yerleştirir. Burası kitabını bitirmek için biçilmiş kaftandır sanki. İlk başlarda çok huzurlu ve sessiz olan bu yer, zamanla çekiciliğini kaybeder. Malikanenin odaları, duvarları geçmişte yaşanan olayları fısıldamaya başlar. Bodrum katından gelen sesler gittikçe yükselir. Michael Arthate tüm bu olanları çözmek zorunda olduğunun farkına varır. Ancak karanlığın sırrını çözmeye başladıkça aslında o kocaman malikanede yalnız olmadığını anlar.
Oyunun hikayesinden de anlaşıldığı üzere oldukça sağlam bir kurgusu var. Bunu, oyunu oynadıkça siz de göreceksiniz. Oyuna adını veren sesler sizi ürkütecek. İlk önce güzel malikanenizin odalarını keşfedeceksiniz. Bodrum katını keşfinizle beraber de sizi ürküten o sesleri duymaya başlayacaksınız. Zaman ilerleyecek, yatağınıza girip güzel bir uyku çekeceksiniz. En azından yatağa girdiğinizde güzelce uyuyacağınızı zannedeceksiniz. Ancak ürkütücü seslerle dolu garip bir kabus göreceksiniz. Uyandığınızda oh, rüyaymış diye düşünürken, bodrumdan gelen seslerin artık duvarlardan da geldiğini fark edeceksiniz...
World of Warcraft

Blizzard denilince akla ilk gelen Diablo serisidir. Ardından da Warcraft serisi gelir. Ancak yeni bir oyun duyurulduğunda, ki bu oyunun da Warcraft temellerine dayanan bir online oyun olacağı açıklandığında, oldukça heyecanlanmış; bir o kadarda endişelenmiştik. Çünkü bu işin fiyasko olma ihtimali de vardı.
Oyun, World of Warcraft olarak piyasaya sürüldü ve herkesin ağzı açık kaldı. Blizzard yine ustalığını göstermiş, bize Warcraft dünyasına girmemizi sağlayan bir kapı açmıştı. Eh biz de girelim bu kapıdan…
Klasik MMORPG
Oyun diğer türdeşler gibi aynı temellere bağlı kalmış. Yani temelinde görev yap, level atla mantığı var. Oyunu diğer oyunlardan ayıran özelliklerine gelmek istersek, şöyle güzel bir liste yapabiliriz.
Hikaye
Oyunun ana hikayesi Warcraft serisi, kahraman ise siz ve sizin gibi oyuna bağlanan oyuncular. Eğer gerçek bir Warcraft hayranı iseniz, World of Warcraft (WoW) dünyasında dolaşırken ağzınızın suyu akıcaktır. Gerek oyundaki mekanlar olsun, gerek karakterler olsun, hepsini görebilme ihtimaliniz var. Örneğin Warcraft’dan bildiğimiz Medivh veya Khadgar’ı görmemiz mümkün. Hatta işi biraz daha abartıp, geçmişe yolculuk edip Medivh’in Dark Portal’ı açmasına yardım edip, orkların dünyaya gelmesine dahi tanık olabiliriz.
Irklar, Sınıflar ve Meslekler
Oyun, bu bakımdan oldukça zengin yapılmış. Irklar birbirinden Alliance (İttifak) ve Horde (Sürü) olarak ayrılıyor. Alliance’da Human, Dwarf, Night Elf, Gnome ve Draenei ırkları mevcut. Horde’da ise Orc, Troll, Undead, Tauren ve Blood Elf ırkları yer alıyor. Sınıflardan söz etmek gerekirse, oyunun diğer türdeşlerinden pek farklı bir durum söz konusu değil. Warrior (Savaşçı), Hunter (Avcı), Mage (Büyücü), Rogue (Düzenbaz), Warlock (Kara Büyücü), Priest (Ruhban), Shaman (Şaman), Druid ve Paladin sınıfları bulunmakta.
Oyun size kendinize özel bir karakter yapmak için de olanaklar veriyor. Öncelikle tarafınızı, ardından hangi ırkı kendinize yakın görüyorsanız onu seçiyorsunuz. Hangi sınıf size uygunsa, hangisinden zevk alacaksanız onu seçip hemen karakter görünümümüzü ayarlıyorsunuz. O da bittikten sonra güzel, karizma bir isimle oyuna giriyorsunuz ve işte tüm dünya önünüzde.
Oyunda çeşitli meslekler de mevcut. Doğru mesleği doğru sınıfla seçmek oldukça önemli. Örneğin bir savaşçıysanız kendinize minner (madenci) ve blacksmith (demirci) mesleklerini seçer ve bunları geliştirmeye dikkat ederseniz, giyebileceğiniz ve güzel özellikler veren zırhlar yapabilirsiniz. Böylelikle başka bir yerden zırh almaya da ihtiyacınız kalmaz.
Call of Duty:Modern Warfare

Er Ryan’ı Kurtarmak filmini izlemeyeniniz yoktur. İşte o filmden sonra yıl geçmedi ki 2. Dünya Savaşı’nı konu almayan bir oyun çıkmasın. Medal of Honor ile başlayan furya, Battlefield, Call of Duty gibi daha hatırlayamadığım onlarca isimle devam etti ve neredeyse 2. Dünya Savaşı’nın oynamadığımız cephesi kalmadı.
Sonunda Call of Duty serisinin yapımcısı Infinity Ward, bu konseptin “eskidiğini” fark etmiş olacak ki, karşımıza yepyeni bir oyunla çıktı. Günümüz zamanını ve yakın geleceği temel alarak, uluslararası vakaları konu edinen yeni Call of Duty oyununun ismi tabii ki bu yüzden “Modern Warfare” olarak revize edilmiş oldu. Güzel kurgulanmış, makul senaryosu ile Call of Duty 4, sadece bir “güncellenmiş devam oyunu” olmaktan öteye gitti. Zira harika çoklu oyuncu desteği ve akıcı tek kişilik hikâyesi ile alanındaki onlarca rakibi ezerek geçebilen bir FPS olmayı başarabildi.
Bu mükemmellikte kötü olan tek bir şey, tek kişilik senaryonun çok kısa sürmesi. Oyun göz açıp kapayana kadar bitiyor. Sıkı bir FPS oyuncusunun son videoyu görmesi 5 saatten az sürebilir. Her ne kadar zorluk seviyesini yükselterek mücadeleyi arttırabilecek olsanız da, bu şekilde düşmanların inanılmaz derecede “ölümcül” olması, eğlenceyi biraz baltalamakta.
Oyunun hikâyesi birkaç değişik açıdan şekilleniyor. Oyuna bir İngiliz SAS birimi olarak, milyonları bir nükleer faciadan kurtarma göreviyle başlanılıyor. Oyun gidişatı gayet açık ve net. Her zaman olduğu gibi ekranın köşesinde bir pusulanız var ve görevinizin yeri burada işaretlenerek size gösteriliyor. Ancak bir noktadan diğerine ulaşmak hiç de göründüğü kadar kolay değil. Zira Ortadoğu ülkelerinde geçen görevlerde evlerden evlere saklanarak ilerlemek ve önünüze rasgele çıkan kişilerle mücadele etmek zorundasınız. Bu da oyundaki hareketin azalmadan devam etmesini sağlamakta. Ancak demin de bahsettiğimiz gibi tam bu nefes kesici görevlerde koştururken bir anda sona ulaşmanız, hevesi kursağınızda bırakabiliyor.
Tabii bu noktadan sonra devreye çoklu oyuncu desteği giriyor. 32 kişiye kadar destekleyen çoklu oyuncu modu, senaryo içerisindeki birçok değişik alanı içeriyor. Sert çatışmalar yapabileceğiniz yerlerden, gizlilik ve keskin nişancılık gerektiren yerlere kadar, 16 tane harita içeren oyunda, 6 tane de çoklu oyuncu oyun stili var. Bunlar klasik Deathmatch, Team Deathmatch, takımların belli yerleri havaya uçurması gereken görev nitelikli “Objective-Oriented”, bölge ele geçirilmesi gereken Capture, silahların daha gerçekçi hasarlar verdiği bir mod ve Quake misali silahların yerden toplandığı bir mod.
Sadece ateş etmeye ve bomba fırlatmaya ek olarak, iyi oynanıldığı takdirde edineceğiniz bazı artı özellikler bulunmakta. Örneğin ölmeden 3 rakibinizi alt ettiğinizde bir UAV kazanıyorsunuz; yani 30 saniye boyunca haritada düşmanlarınızın size yerini gösteren gelişmiş bir radar. Sayıyı 5’e çıkardığınızda hava saldırısı desteği kazanıyorsunuz ki, UAV ile birleştiğinde bu desteğin ne kadar önemli olabileceğini tahmin edebiliyorsunuzdur. Üstesinden geldiğiniz 7. kişi ile birlikte istediğiniz zaman çağırıp düşmanlara ateş açtırabileceğiniz bir helikopter kuvvetiniz oluyor. İşte bu eklentiler tek kişilik senaryoya gerçekten güzel heyecan katıyor.
:: Sonraki »
